Kategoriler
Yaşam Stili

Çatal Bıçakların Sofrada Anlatmak İstediği 5 Gizemli Şey

Yemek yemek ne kadar basit bir eylem gibi görünse de başlı başına bir kültür! Bu kültürü öğrenmek hem yemek yemeyi daha anlamlı bir hâle getiriyor hem de hayatı kolaylaştırıyor. Mesela siz keyifle yemek yiyip sohbet ederken size, çatal bıçağınızın da çenesinin durmadığını söylesek? Onları siz bu zamana kadar duymadıysanız eğer başka birileri duyup her şeyi yanlış anlamış olabilir! Nasıl mı? Bir restoranda yediğiniz yemek damak zevkinize uymadı ve siz de ayıp olmasın diye yemeye devam ettiniz. Peki siz zorlanarak yerken, çatal bıçağınız yemeğin mükemmel olduğunu söylediyse? Ya da yemeği çok beğendiniz ama çatal bıçağınız tam tersini dile getirdiyse! Bununla nasıl başa çıkılır? Bırakın sizin yerinize çatal bıçaklarınız her şeyi rahatlıkla ifade etsin. Çatal bıçakların bu dilini bilen birinin yanında daha rahat olmak için şimdi bu dilin gizemini birlikte çözelim.

  1. Yemeğe başlamak için hiçbir engelim kalmadı!

Siz daha hazır değilken, erkenden servis edilen yemekler eminiz canınızı bugüne kadar çok sıkmıştır. Yemeğe başlamak istediğinizi çatal bıçaklarınıza fısıldayın ve onlar da  doğru iletişimi kurmak için hemen hazırlansın. Çatalınızı ve bıçağınızı tabağınızın yanına koyduğunuzda “yemeğe başlamak için hazırım” anlamına geliyor. Siz elinizden geleni yaptınız şimdi sıra bu dili bilen bir garsonun sizi anlamasını beklemekte!

  1. Biraz ara verip dinlenmek istiyorum!

Yemeği bir çırpıda yiyip bitirmeyi sevmeyenlerdenseniz bu kural tam da size göre. Biraz ara verip sofranın tadını çıkarmak sizin de hakkınız. Tabii ki çatal bıçaklarınızın da! Öyleyse ne yapıyoruz?  Çatal ve bıçağın uçlarını çapraz bir şekilde birbirine dokunduruyoruz. Evet şimdi, bir dahaki servise kendinizi hazır hissedene kadar biraz nefes alabilirsiniz!

  1. “Beklediğim bir yemek var” demek hiç bu kadar kolay olmamıştı!

Bir şey istiyor musunuz? Bir şey alır mıydınız? Başka bir arzunuz var mı? Bu sorulara tek tek “hayır teşekkürler siparişimi verdim, beklediğim bir yemek var” demek ne kadar yorucu değil mi? Çatal ve bıçağınız bu işi de halledecek tabii ki! Bıçağınızı tabağınızın enine doğru uzatın üzerine de çatalınızı dikey bir şekilde koyun. Şimdi herkes derin bir oh çekebilir!

  1. Yemeğin güzelliğini dile getirmek için kelimeler kifayetsiz kalıyor!

Yediğiniz yemeğin mükemmel olduğuna dair söyleyecek bir şey bulamadığınız zaman, onu da çatal bıçağınıza bırakın. Onlar her şeyin en doğrusunu bilir zaten! İkisini de paralel bir şekilde yan yana tabağınızın ortasına koyduğunuz zaman herkesin yüzünde gülücükler açacak! Siz mutlu, çatal bıçağınız mutlu, yemeği yapan daha da mutlu! 🙂

  1. Yok, tabağımı sıyırmayacağım!

Bazen olur ya, yemeğiniz bittiği hâlde boş tabağınız size uzun bir süre eşlik eder. O boş tabak önünüzde durduğu sürece bir türlü rahata kavuşamazsınız. Tabağınızda kalan son kırıntıları bile yemek zorunda hissederseniz. Eee her şeyi yaptınız oyalanmak için. Yani tabağı mı yemeniz lazım illa ki? Tamam sakin olun ve şimdi kahramanınız olan çatal bıçağınıza sığının. Onları yan yana getirip tabağın tam ortasına dikey bir şekilde koyun ve tabağınıza veda edin!

Kategoriler
Yaşam Stili

Sofranın Tarihçesi ve Fine Pearl

Sofra sadece yemek yenilen fiziki yerler değil, ailece bir araya geldiğimiz,
evlilik tekliflerini yaptığımız, çocuğumuzun ilk doğum gününü kutladığımız, üniversite mezuniyetlerimizi taçlandırdığımız, dostlarımızla hasret giderdiğimiz kıymetli anların yaşandığı, hatıraların kurulduğu yerdir. Peki tüm bu güzel paylaşımların haricinde yemek yenilen kaplardan günümüzdeki yemek takımlarına dönüşüm sürecini düşündünüz mü? Ya da ilk kimlerin bulduğunu veya özelliklerini merak ettiniz mi? İşte sizi bu yazımızda sofranın tarihine götürüyoruz, buyrun! 🙂

SERAMİK (M.Ö. 7000/Mezopotamya)

Seramiğin tarihçesi insanların ateşi bulmaları ile başlamaktadır. Suyu taşımak, muhafaza edebilmek için kaplara ihtiyaç duyulduğundan dolayı seramik doğmuştur. Yüzyıllar boyunca, kap kacak yapımında kullanılmış, gerek eski çağlarda gerekse günümüzde yapı tuğlası üretiminde yararlanılan bir gereç olmuştur. Halk arasında pişmiş toprak esaslı malzeme olarak bilinen seramik, kayaların dış etkiler sebebiyle parçalanmasıyla oluşan kil, kaolin ve benzeri maddelerin yoğurulup yüksek sıcaklıkta pişirilmesiyle elde edilir. Seramik, insan hayatında geçmişle bugün arasında kurulan bir bağ olarak yer alır. Arkeolojik kazılarda bulunan seramik kaplar ile uzmanlar tarihle bugün arasındaki bağı kurmaktadır. İlk çağlardan bu yana seramik yaşam içerisinde her zaman bir yer bulmuştur. Seramik, bazen basit bir çömlek, bazen sarımsı beyaz bir porselen tabak, fincan, bazen bir süs eşyası, bazen evlerin çatılarını kaplayan kiremitler, duvarları oluşturan bağlar olarak yaşamın içindedir.

PORSELEN (8.yy/Çin)

Çinlilerin inanışları yaşamlarının her alanında en iyiyi üretmelerini şart koşmuştur. Porselenin de bu en iyiyi yakalama felsefesinden doğduğu kabul edilir. Seramiğin en iyisini elde etmek isteyen Çinliler, porselene ulaşmış ve onu mükemmelleştirmiştir. Çinliler doğanın verdiği nimetleri ve zengin kaynakları farklı şekillerde kullanarak ilkel seramiği ilk önce gözeneksiz seramiğe, sonra da porselene dönüştürmüşlerdir. Porselen Çin Hükümdarlarının saraylarının en değerli eşyası olarak başlar, Marco Polo ile 13.yy da önce Avrupa’ya sonra da tüm dünyaya yayılır.

BONE CHINA (1790/İngiltere)

Çin porselenlerinin İngiltere piyasasında değer bulması, diğer Avrupa ülkelerinden sonra
İngiliz girişimcileri de harekete geçirmiştir. Thomas Freye’nin ilk kez Porselen Fabrikası’nda denediği kemik porseleni Josiah Spode II geliştirerek, tüm Avrupa’ya sunmuştur. Porselen literatüründe “Bone China” olarak yerini alan kemik porselenin farklılığı tüm dünyada tanınmaya başlanmıştır.

KARACA FINE PEARL (2016 Karaca/Türkiye)

Karaca Fine Pearl yemek takımları 4,5 senelik bir çalışma sonucunda ortaya çıkmıştır. Yaklaşık 230 yıldır yemek takımının ham maddesinde yapılmayan değişikliği Karaca 230 yılın ardından değişiklik yaparak gerçek inciyle ürettiği Fine Pearl’ü hayata geçirmiştir. Fine Pearl, yapımında kullanılan inciyle dünyadaki en değerli yemek takımlarından biri. Kuvars, kaolin ve feldspat da bulunduran ve sıfır gözenekli yapısıyla kalitesinin içini tamamen dolduran Fine Pearl’ün yapım aşamaları ise, en incelikli sanat eserlerini bile kıskandıracak kadar hassas bir süreç gerektiriyor. Kaolin ile birlikte ham maddeye katılan inci, yemek takımına ince ve şeffaf bir görüntü kazandırıyor. Karaca Fine Pearl ile Türk mutfağının ihtiyaçlarına uygun olarak birçok yenilik yapmıştır. Türkiye’de yapılan en geniş etnografik araştırması gerçekleştirilerek ihtiyaçlara yönelik yemek takımı içeriği ve boyutlarında yenilikler yapılmıştır. Kültürümüzdeki bol soslu ve sulu yemekler için kayık tabaklarının derinliğini, tatlı tabaklarının ise büyüklüğünün artırılarak istenildiğinde ordövr tabağı ya da başlangıç tabağı olarak da kullanılabilir hale getirilmiştir. Fine Pearl, yüzey sağlamlığı olarak da TÜV Rheinland Uluslararası Standartlar Sertifikasyon ve Denetim kurumu tarafından çizilmezlik skalasında 5 üzerinden 1 olarak değerlendirilmiştir. Yani en iyi dereceyi almıştır. Yüzey sırrının sağlamlığı sayesinde çatal, kaşık, bıçak gibi metal malzemelerin yüzeye etki etmediğinin göstergesidir. Ayrıca yüzey sağlamlığı ve pürüzsüzlüğü sayesinde yıkamada deterjanın kokusunu taşımaz. Yedikleriniz, içtikleriniz Fine Pearl’ün yüzeyinde kalmaz. Böylece lezzetler bir servisten diğerine taşınmaz.

Karaca, sağlığımızı da düşünüp mükemmel sofralara zemin hazırlamış, incinin şıklığını en değerli sofralarda paylaşmanız için tasarlanmıştır.

 

Kategoriler
Sofra Yaşam Stili

Işıldayan Yeni Yıl Sofraları

Yılbaşının büyüsüyle sofralarınızı göz alıcı bir parlaklıkta bir görsel şölene dönüştürmeye hazır mısınız?

Uzun sohbetlerin birbirini kovaladığı, masanın başından hiç ayrılmak istemediğimiz ve saatler boyu süren eşsiz bir paylaşım yeni yıl sofraları.

Tabii ki herkesi bir araya getiren en önemli detaylar!
Hazırlanan özel yemekler, davet edilen değerli konuklar ve heyecanını paylaştığımız yeni bir geleceğin simgesi olan yeni yıl süslemeleri.

Siz hala nasıl bir yeni yıl planı yapacağınızı düşünmediyseniz aşağıda vereceğimiz küçük notlardan faydalanabilirsiniz.

Şimdiden barış ve huzur dolu güzel bir sene geçirmeniz dileğiyle!

Sofra Süslemeleri:

Özel günlerde ya da önemli misafirleri ağırladığımız günlerde, onlar için güzel yemekler yapmak kadar zor olan diğer bir şey ise şık sofralar hazırlamaktır. Yemek masası dizaynı yaparken dikkat etmeniz gereken en önemli nokta masanızı ne için hazırladığınız. Arkadaşlarınızı davet ettiğiniz günlerdeki masa süslemesiyle özel günlerdeki masa süslemesi farklılık göstermektedir. Peki sofra süslemeleri nasıl olmalı? Sofranızı renkli bardaklarla, farklı katlanmış peçetelerle, aydınlatma ve çiçek süslemeleri ile zenginleştirebilirsiniz. Yemek masası düzenlemesi yaparken ilk yapmanız gereken hazırlayacağınız sofra için masa örtüsü seçmek olmalı. Masa örtüsü sofra düzeni konusunda ilk attığınız adım olmasından dolayı üzerine ekleyeceğiniz peçete ve diğer aksesuarlar onun ile uyumlu olmalıdır.

Süslemelerin ayrıntılarına başlayabiliriz. 🙂

Evinizde bulunan cam bardakları, küçük dokunuşlarla bambaşka bir hale getirebilirsiniz. Gelelim bir kaç basit adımla misafirlerinizi büyüleyebilmeniz için bardak süsleme önerilerimize! Gelen misafirinizi özel hissettirmek istiyorsanız; bardakta fotoğraf süslemesini tercih edebilirsiniz. Yapmanız gereken bardağın içerisine yerleştireceğiniz fotoğrafı seçmek, bardağın içerisine görülebilecek şekilde yerleştirmek. Özel bir insanla oturacağınız sofra için hoş sürpriziniz hazır!

Renkli bardaklarla eğlenceli sofralar hazırlayabilirsiniz. Oje ile bardaklarınıza küçük noktalar atarak minimal süsleme elde edebilirsiniz. 🙂 Ben bardağımı daha ayrıntılı şekilde boyamak istiyorum diyorsanız ona da önerimiz var! Geniş bir kabın içine su doldurun, renkli ojeleri suya döküp, ince bir fırça yardımı ile ebru yapar gibi suyun üzerinde yavaşça boyaları dağıtın. Sakın suyu hızlıca karıştırmayın. Bardağınızın alt kısmını ojelerin olduğu yere yavaşça daldırın. Ardından çıkartıp ters bir şekilde kurumaya bırakın.

Peçeteleri farklı şekillerde katlayarak daha şık ve daha etkileyici sofralar hazırlamak varken neden dümdüz tabağın yanına koyasınız ki? Merak ettiğiniz peçete süsleme önerilerimize başlıyoruz! Yılbaşına az bir süre kaldı, yılbaşı sofranızda konuklarınıza kış bitkileriyle hazırlanan etkileyici sunumlar yapmak için sofra konseptinizde kış bohçalı peçeteleri tercih edebilirsiniz. Kumaş peçeteyi, hasır ipi, isim yazılı notları, küçük şeffaf poşeti ve kış bitkilerini hazırlayın. Kumaş peçeteyi ortasından tutarak kaldırın, hasır iple çok sıkmadan bağladıktan sonra düğüm atın. Küçük şeffaf poşeti kış bitkileriyle yarısına kadar doldurup, ağzını hasır iple bağlayın ve isim yazılı notu hasır ipin üzerine yapıştırın. İşte hazır! 🙂

Çam ağacı şeklinde peçete olmazsa olmaz tabii. Hemen nasıl hazırlanır görelim; Kare kumaş peçeteyi hazırlayın. Peçetenin sivri köşelerini ve kenarlarını sırasıyla içe doğru katlayın. Çam ağacı şeklinde peçeteniz hazır.

Aydınlatma güzel bir sofrayı daha da güzel gösterir. Bu yüzden özen göstermek gerekir. En pratik aydınlatma önerilerimiz ile sofralarınız daha da güzel olsun. Fileli mumlukla sofranıza nostaljik bir hava katmak istiyorsanız; Fileyi, hasır ipi, kavanozu ve makası hazırlayın. Fileyle kavanozun etrafını sıkıca sarın ve hasır iple kavanozun ağzını bağlayıp düğüm attıktan sonra, filenin fazlalıklarını makasla kesin. Ve hazır!

Kar taneli mumluk yılbaşı masanızda ne de güzel olur! Gelelim hazırlama kısmına; kavanozu, beyaz köpük spreyi, minik bir kozalağı ve hasır ipi hazırlayın. Beyaz köpük spreyi, kavanozun üstüne hafifçe püskürtün. Kavanozun ağzını, kozalakla hasır iple bağlayın. Aydınlatmanız hazır, şimdiden iyi eğlenceler! 🙂

Süslemeler tabii ki önemli ancak bir masayı sofra yapan o masada paylaşılanlardır…

Masa Düzeni:

Masa düzenlemesi çok önemlidir. Masanın başına geçildiğinde kim nereye oturacağını bilemez. En iyisi siz küçük isim kartlıkları hazırlayın ve konuklarınıza oturacakları yeri görmelerini sağlayarak hem kolaylık hem de onları özel hissettiren güzel bir jest yapın.

Karaca Granada Royal Yemek Takımı yeni yıl masası için en uygun bulduğumuz takımlardan bir tanesi. Servis tabaklarının üzerine küçük paketler hazırlamak ve sevdiklerinizi bu güne özel bir hediyeyle mutlu etmek güzel bir hatıra olacaktır. Yılbaşının tarzını yansıtan en iyi renkler tabii ki kırmızı ve beyaz. Siz de sofranızda kırmızı rengini kullanarak konuklarınıza şık bir masa hazırlayabilirsiniz. Örtü olarak beyaz rengi tercih edebilirsiniz. Tabaklarınızı en son servis edilecek yemekten, ilk servis edilecek yemeğe doğru sırayla koyun. Çatalları tabakların soluna, bıçağı ve kaşığı sağına yerleştirin. Tatlı için kullanılacak kaşığı da tabağın ön kısmına koyun. Çatal kaşık ve bıçakları kullanım sırası olarak dıştan içe dizmeye özen gösterin. 🙂 Su bardağını tabağın köşesine koyun. Masanızı yine kırmızı renkteki çiçekleri tercih ederek süsleyebilirsiniz. Çiçekçilerden kolayca bulabileceğiniz kozalakları masanın ortasına, ekstra süs olarak koyabilirsiniz. Yılbaşı sofralarına özgü bir peçete hazırlamak için; öncelikle beyaz kumaş peçeteyi dikkatlice katlayıp rulo yapın. Ardından bir kaç hasır ipi elinize dolayıp, düğüm attıktan sonra peçetenin içinden geçirin. Marketten aldığınız tarçın çubuğu ve yine çiçekçilerden bulabileceğiniz çam ağacının küçük dalıyla birlikte iple peçetenin arasına yerleştirin. Böylece yılbaşı ruhuna uygun peçetenizi hazırladınız! Hazırladığınız peçeteleri tabakların üzerine yerleştirin! Afiyet olsun! 🙂

Kategoriler
Yaşam Stili

Yılbaşı Hediye Önerileri

Bir yılı daha geride bırakıyoruz ve yeni yıl herkese heyecan getiriyor. Yeni yıl, heyecanını daha ilk günden oluşturuyor çünkü yılbaşı demek aynı zamanda birbirinden güzel hediyeler demek! Ofislerde ve okullarda düzenlenen yılbaşı çekilişlerinde ya da spontane alınan hediyeler, yeni seneye mutlu bir başlangıç yaptırıyor. Ürün çeşitliliği sınırsız, karar vermek oldukça zor; siz de ne alacağına karar veremeyenlerdenseniz yılbaşı hediye önerilerimize bakarak fikir sahibi olabilirsiniz.

Yeni yıl için en büyük temenniler, mutlu, huzurlu ve rengarenk geçen bir yıl olmasıdır. İçindeki çocuğu yeni yılda da yaşatacak, şeker tadında günler geçirmelerini istediğiniz yakın dostlarınıza, en sevdiğiniz akrabalarınıza alacağınız bu tatlı hediyeyle mutlu edebilirsiniz. Yeni yılda pamuk şeker makinesi hediye etmenin keyfi ile pamuk şeker yapmanın keyfi birleşsin! Önerimize tek tıkla ulaşabilirsiniz.

Yeni yılda sevinç patlaması yaşamak isteyenlere; Mısır Patlatma Makinesi yılbaşı gecesi yaklaşırken, patlamış mısır başta olmak üzere kış mevsiminin kendine özgü lezzetlerini, 3-5 dakika içinde kolayca hazırlamak için son derece pratik bir çözüm sunuyor. Arkadaşlarınıza ailenize ve hatta kendinize hediye edebileceğiniz mısır patlatma makinesini tıklayarak görebilirsiniz.

Yılbaşı motifli servis tabakları; Yılbaşının kendine özgü sofralarında yerini kolayca alabilecek ve sevdiklerinize yılbaşı ruhuna özgü sofralar hazırlamalarını sağlayabilecek, yeni yılın tadını sonuna kadar çıkarmak isteyenlere; yeni yıl renklerini taşıyan tabaklar hediye edebilirsiniz!

Yeni yıla, yeni yılın büyülü parçalarıyla uyanmak isteyecek, yastığına yaslanıp yeni hayaller kuracak, hep gülümseyecek ve kendine daha çok vakit ayıracak sevdiklerinize yılbaşı motifli nevresim takımları hediye edebilirsiniz. Yılbaşı büyüsünü yatak odasında yaşatmak isteyen sevdiklerinize buradan hediyelerini seçebilirsiniz.

Her zevke uygun, sevdiklerinizi mutlu edebileceğiniz, birbirinden eğlenceli kupalar hediye ederek onları sevindirebilirsiniz. Ayrıca UNICEF fincanları ile hem sevdiklerinizi
mutlu edeceğiniz hem de çocukların eğitimine katkı sağlayabileceğiniz bir hediye de seçebilirsiniz. 🙂

Mutluluk dolu, umutlarınızın hiç bitmediği, sevginizin tükenmediği, tüm sevenlerin bir arada olduğu paylaştıkça güzelleşen birlikte yeni yıllara… Mutlu yıllar! 🙂

Kategoriler
Yaşam Stili

Son Piknik İçin Kurtarıcı Öneriler!

Yazdan Kalma Son Sıcak Günleri Piknik Yaparak Değerlendirin!

Evet, yaz resmi olarak bitti gibi. Yazın sarı-mavi renkleri ve bitmek bilmeyen sıcaklığına bir parça ara vermek durumundayız. Ama beyaz kış gelmeden de önümüzde turuncu ve son derece tatlı bir sonbahar var. ☺

Havaların yakıcı sıcaklığı geçmiş, ama henüz de soğumamışken; bulutlar hoş bir serinlik veriyor, ama sağanak da bırakmıyorken, ağaçlarda hala yeşil yapraklar varken yapabilecek en güzel programlardan biri açık havada geçirilecek bir gün!

Hem ilk, hem de son bahar doğa ile randevulaşmak için en uygun zamanlardan. Şimdi de bu şanslı aralıklardan birine girdik. Bu cumartesi veya pazar, her şeyinizi toplayın, ve kendinizi en yakın yeşilliğin kollarına bırakın.

“Her şeyinizi toplayın” demek kolay tabii. İnsan böyle bir günde ne unuttuğunu, ancak doğaya gidince de fark edebiliyor. E o zaman da biraz geç oluyor haliyle. ☺ Ben size eksiksiz bir piknik günü için, ihtiyacınız olabilecek birkaç şeyi listelemek istiyorum;

Piknik yapmak için kullanılacak örtü
Kolay unutulacak bir şey değil elbette, ama unutulursa en çok can yakacak şey. ☺ Burada duruma göre hem masaya veya yere serebileceğiniz daha ince bir pike, hem de üşümeniz halinde üzerinize örtebileceğiniz veya sırtınıza atabileceğiniz bir battaniye arabaya dahil edilebilir. Eğer örtünüzü çimene koyacaksanız, mümkün olduğunca kuru bir yer seçin, böylece örtünüz çok leke olmaz. Örtü ve battaniye için, ev tekstil ürünlerine bir göz atabilirsiniz: https://www.krc.com.tr/ev-tekstili/yatak-odasi/battaniye

Veya Karaca masa örtülerinden beğendiğiniz bir tanesi, işinizi görecektir.

https://www.krc.com.tr/ev-tekstili/masa-ortuleri/masa-ortusu

Çaysız kahvesiz piknik olmaz, olamaz! Çayı ve kahveyi olması gereken ısıda tutmanın yolu da termostan geçer. Termos hem doğa ortamında size kolaylık ve pratiklik sağlar, hem de istediğiniz anda sıcak çay ve kahvesi ile içinizi ısıtır. Sözün özü, termosunuzu unutmayın!

https://www.krc.com.tr/product/search?q=termos

Dilerseniz yanınızda kendi mug’larınızı da götürün. Böylece ağaçlar altında kendi kupanızdan kahve içmenin keyfi bambaşka olacak.

https://www.krc.com.tr/sofra-grubu/cay-kahve-pasta-takimlari/mug-kupa

Yanınıza alacağınız tuzlu atıştırmalıkları, cipsleri, kuru pastaları saklayacak kapları iyi seçmelisiniz. Pratik, kolay açılır kapanır ve etrafa kırıntı dökmeyecek kaplar, doğru seçimler olacak. Bizim önerimiz;

https://www.krc.com.tr/product/search?q=imegine

Yanınıza mutlaka ama mutlaka pratik ve her işe yarayabilecek bir bıçak alın. Salatalık, domates, ekmek kesiminin yanı sıra aklınıza ilk anda gelmeyecek birçok anda kurtarıcınızın, bu bıçak olacağını unutmayın.
Karaca tekli bıçak ürünlerinden herhangi biri, bu görev için hazır!

https://www.krc.com.tr/mutfak-grubu/cutlery/tek-bicak

Havanın en temiz halini ciğerlerinize çekmek için, yola olabildiğince erken çıkmak gerek. Bu da kahvaltıyı piknik alanında yapmak anlamına geliyor. Hiç gözünüzde büyümesin, pratik kahvaltılık takımları ile evinizin rahatlığında mükellef bir kahvaltı yapmak son derece mümkün.

https://www.krc.com.tr/sofra-grubu/kahvalti-takimlari/kahvaltilik

Evet, piknikten bahsedip de mangalın lafını geçirmeyeceğimi düşünmediniz değil mi? ☺
Öğle yemeği için getirdiğiniz etleri, et ızgarasında, direkt odun ateşinde pişirebilirsiniz. Sadece ağaçlar arasında mangal bile piknik programı için bir sebep aslında.
Ayaklı barbekü, sos seti, baharat seti ve bıçak setleri… Aradığınız ürünlere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

https://www.krc.com.tr/barbeku-seti

Doğanın huzuru, yaptığınız mangalın eşsiz kokusu… Tüm hazırlıklardan sonra en son geriye yaptığınız yemekleri servis etmek kalıyor. Sadelikten yanaysanız Carmen trend serisi piknik sofranızın en şık tamamlayıcısı olmaya hazır! İhtiyacınız olan her ürün, Karaca’da!

https://www.krc.com.tr/product/search?q=carmen

Yazımı İstanbul’da son sıcak günleri piknik yaparak değerlendirmek isteyenlere birkaç yer önerisi ile bitirmek istiyorum;

Avcı Koru Tabiat Parkı; tabii ki yeşilin hakim olduğu, oldukça geniş alanıyla piknik için ideal bir yer. Madem çukurundan oluşmuş gölet, çocuk oyun alanları piknik zevkinizi ikliye katlayabilir.

Büyükada Mesire Yeri; Dilburnu Piknik Alanı, denizin adeta içine kurulmuş olmasıyla eşsiz bir güzellikte olan ve bu sebeple adadaki günübirlik ziyaretçilerin uğrak mekânı haline gelmiş bu piknik alanı.

Moda Sahili; son yılların en sevilesi sahili ve çimenleri burada. Piknik için özel bir arabaya atlayıp, saatlerinizi yolda harcamak istemiyorsanız burası tam size göre!
Aydos Mesire Yeri; Burası Anadolu Yakası sakinleri için var olan bir cennet. Aydos’ta koşu parkurlarında spor yapabilir, yemeğini yerken göletin eşsiz manzarasından yararlanabilirsiniz.

Kategoriler
Yaşam Stili

Evde İzlenebilecek En Güzel Film Önerileri

Yaz resmi olarak geride kaldı, güzel havada dışarıda geçirilen vakitler yavaştan evlere doğru kaymaya başladı.

Evde eğlenilmeyecek diye bir şey tabii ki yok! Kitabı, yemeği, içmesi, eve gelen arkadaşı ile ev oturmaları zaten yaz boyunca da bir parça özlemi çekilen bir şey. Ama başka hiçbir şeyin yerini tutamadığı eğlence, evde toplanıp izlenen filmler.

Patlamış mısırı, cipsi ve diğer abur cuburları hazırlayıp, dışarıdaki yağmurun sesini açacağınız uzun filmle bastırmak kulağa şu andan müzik gibi geliyor değil mi? Peki bu hafta sonu için arkadaşlarınızı eve çağırıp hangi filmleri arka arkaya izleyerek bir film maratonu etkinliği düzenlemeye ne dersiniz?

James Bond
İngiliz Gizli Servisi’nin 7 numaralı ajanının maceralarını izlemek her zaman keyif vermiştir. Hem izlemediğiniz filmleri izleyerek seriyi tamamlar, hem eskiden izlediğiniz filmleri tekrar izleyerek nostaljinin tadını da patlamış mısırınızla birlikte alırsınız. İzlenecek tam 26 film olması da cabası!

Yüzüklerin Efendisi
Film maratonu deyince J.R.R. Tolkien ve Peter Jackson’un ellerinde şahesere dönüşen Yüzüklerin Efendisi üçlemesini saymamak imkansız. Kendinizi bir hafta sonu boyunca bildiğiniz dünyadan uzaklaştırmak için harika bir kaçamak sunan Yüzüklerin Efendisi üçlemesini, iki Hobbit filmiyle de taçlandırabilirsiniz tabii!

Bridget Jones’un Günlüğü
Aklınız romantik-komediye kayarsa Bridget Jones, karışık aşk hayatı ile sizi bekliyor olacak! 3 filmden oluşan Bridget Jones serisi, aynı gün içinde hem duygu yoğunluğundan hem kahkahadan gözlerinizi yaşartabilme potansiyeline sahip.

Love Actually
Romantik film deyip de, “Love Actually”den bahsetmemek olmaz. Hava Londra’ya doğru kayarken, bir Londra filmi izlemek kadar doğal bir şey olamaz. Londra’daki 8 farklı çiftin ilişkilerini, eşinizle birlikte izlemek, harika bir Cumartesi akşamı eğlencesi olabilir.

Fast & Furious
Evde oturmanızın acısını, hafta sonuna biraz hareket katarak çıkartmak istiyorsanız da, e bundan daha hareketli bir film = yok!
Hızlı ve Öfkeli serisinin tüm filmlerini izlemeniz, uzun bir zaman sürecek olsa da, arabalarla damlardan uçarken bu süre size 20 dakika falan gelecektir.

Star Wars
Bir başka klasik de elbette Star Wars. Zincire en son eklenenler ile birlikte tam 8 tane dopdolu film, sizi Star Wars evrenine çekmek için hazır. Yeni çekileceği duyurulan Han Solo spin-off’u öncesi de sizi bu evrene güzel bir alıştırmayla hazırlamış olur üstelik bu maraton!

Polis Akademisi
Eğer komedi arıyorsanız, Polis Akademisi 7 filmi ile suratınıza nostaljik bir
gülümseme koydurmak için ideal olacaktır. Mahoney, Jones, Hightower ve
Tackleberry çocukluğunuzdaki akşamları iple çektiğiniz saatleri, size tüm hafta
sonu yaşatabilir.

Film tercihiniz ne olursa olsun, yanında atıştırmalıksız film maratonu olmaz.
Karaca çerezlikler ve Cookplus Patlamış Mısır Makinesi, bu maraton için bizim
önerdiklerimiz.

Şimdiden afiyet olsun ve iyi seyirler!

Kategoriler
Yaşam Stili

Osmanlı’da Kahve ve Türk Kahvesi’nin Doğuşu

Her gün keyifle içtiğimiz kahve, 600 yılı aşkın bir süredir hayatımızda önemli bir yer tutuyor. Kahvenin ortaya çıkışına dair yapılan araştırmalar, Habeşistan (Etiyopya) menşeili kahveyi keşfeden canlıların keçiler olduğunu öne sürer. Fakat kahve ağacının meyvelerinin sulu bir içecek haline dönüşmesi, ilk kez Yemen’de ortaya çıkmıştır. Kahve, kelime olarak Arapça “kahwa”dan geliyor. Bununla birlikte kahvenin adını, Habeşistan (Etiyopya)’da kahve yetişen bir bölgenin eski adı olan Kaffa’dan almış olabileceğidir.

Kahvenin Türkiye topraklarındaki serüveninin başlangıcına dair iki farklı fikir öne çıkmıştır. İlki; 1517 yılında Yemen Valisi olan Özdemir Paşa tarafından Yemen’den İstanbul’a Kanuni Sultan Süleyman’a sunulmak üzere getirmesidir. Yemen Valisi Özdemir Paşa’nın getirdiği kahvenin tadını beğenen sultan ve saray çevresi kahveci ustaları tarafından hazırlanan kahve içme ritüellerine başlarlar. Sultanın kahvesini hazırlamak için bir “Kahvecibaşı” görevlendirilir. İkinci rivayete göre ise Osmanlı İmparatorluğu zamanında, 1554 yılında Suriyeli iki girişimci Halepli Hukm (Hekim) ile Şamlı Şems tarafından İstanbul’a getirildiğidir. Bu iki kahveci Tahtakale’de büyük bir dükkânda kahve satmaya başlarlar.

Osmanlı döneminde kahve yapmak için öncelikle yeşil haldeki çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulur, sonra soğutulmak üzere ahşap soğutma kaplarına boşaltılırdı. Soğuyan kahve çekirdekleri sonra dibeklerde ya da el değirmenlerinde dövülüp kömür veya odun ateşinde demlenerek pişirilirdi. Bakır veya gümüş cezvelerde, güğümlerde pişirilen kahveler küçük boyutlardaki fincanlardan içiliyordu. Anadolu’da ilk fincanlar ahşaptan yapılırdı. Daha sonra ise porselenden yapılmak üzere farklı ülkelerde Osmanlılar için özel kahve fincanı üretildi ve Osmanlıya ithal edilmeye başlandı. İstanbul’da kahvenin bu metotla pişirilip içilmesi Arap ülkelerindeki kahve pişiriminden ayrılır ve zamanla kavrulma derecesi, pişirim yöntemi ve sunumuyla günümüzdeki Türk Kahvesi’ne dönüşür.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi’nde, İstanbul’da kahve satan esnafın sayısını 500, dükkân sayısını ise 300 olarak yazmıştır. Mısır Çarşısı’nda kahve satılan hanlar arasında Sepetçi, Kapan-ı Asel, Papasoğlu, Küçük Çukur, Arakoğlu, Laz Ahmed Ağa, Tahta Han’ın olduğu kaydedilmiştir. İstanbul’un şehir hayatına sızan bu leziz içecek bir sokağa da adını verdi; kahve pişirilen yer anlamına gelen “Tahmis” sokağı kahvehanelerle dolu bir sokak halini aldı. İstanbul’a yolu düşen tüccarlar, seyyahlar, elçiler, yabancı diplomatlar sayesinde Türk kahvesinin ünü başka ülkelere ulaştı. İstanbul’da son halini alan Türk Kahvesi ile Venedik
1615’de, Marsilya 1644’de, Londra 1654’de, Paris 1669’da, II. Viyana kuşatmasının ardından da Viyana 1683’de tanıştı. Kahve, Yemen’den çıktığı yolculuğuna 18. yüzyılda Batı Hint Adaları, Güney Amerika ve Asya ülkeleri ile devam etmiştir.

Kahvehanelerin Osmanlı’nın hüküm sürdüğü topraklarda ve İstanbul’da yaygınlaşmasıyla Osmanlı’nın sosyo-kültürel yapısı etkilenip zaman içinde değişmiştir. 16. ve 17. yüzyıllarda zaman zaman kahve ve kahvehaneler yasaklanır. Kahvehanelerin kapatılma gerekçesi genel olarak bu mekânların siyasi ve dini otoritenin kontrolünün dışında olmasıdır. İlk yasak III. Murat döneminde gerçekleşmiş olup en ağır yasaklar IV. Murat döneminde yaşanmıştır. Bu yasaklar daha sonra tamamen ortadan kalkmıştır. Günümüze sade, orta ve şekerli olarak yapılan Türk kahvesinin eskiden 40’a yakın demleme çeşidi bulunmaktaydı.

Kategoriler
Yaşam Stili

Her Ebeveynin Geçmesi Gereken Sınav: Evde Doğum Günü Partisi

Çocuğunuz var ve arkadaşlarıyla toplanmaktan keyif alacak yaşa geldiyse, bu geldiği yaşlardan birinde mutlaka evde bir doğum günü partisi hazırlanır onun için. Enerjilerinin doruğunda 6-7 çocukla aynı zamanda uğraşma fikri bir parça göz korkutsa da, bu doğum günü partisi için hayata geçirebileceğiniz bazı fikirler, günü daha rahat geçirmenizi sağlayabilir.

Size de sadece çocuğunuzla birlikte onun yeni yaşının coşkusunu kutlamanın zevki kalır!

Peki eğlenceli bir doğum günü partisi için neler yapmalı?

1/ Bir Tema Seçin!
Partinizin akılda kalıcı olması için, onu bir tema etrafında oluşturmayı unutmayın. Korsan, dinozor, süper kahraman ve benzeri, çocuğunuz neyi seviyorsa tüm dekorasyon ve kıyafetleri bu temaya göre seçin. Bu hem çocuğunuzu, hem arkadaşlarını, hem de sizi eğlendirecek!

2/ Hazine Avı Oyunları
Evin bir yerine özel bir eşya saklayın. Daha sonrasında ise çeşitli ipuçları bırakarak, adım adım çocukların bu eşyayı aramalarını sağlayın. Bu sayede hem eğlenceli, hem de sakin (ve nispeten gürültüsüz ☺) bir oyunla yemek vaktine kadar zaman geçirebilirsiniz!

3/ Meyve Sepeti!
Eğlenceli bir oyun önerisi daha! Çocukları 4 gruba ayırın ve her birine bir meyve ismi verin. Sonrasında onları daire şekilde dizilmiş sandalyelere oturtun. Sadece bir çocuk bu dairenin ortasında ayakta kalsın.

Ayaktaki çocuk verilen meyve isimlerinden birini söylediğinde, o meyvedeki çocuklar kalkıp yer değiştirmek zorundalar Tabii ayaktaki de bu yerlerden birini kapmayı hedefleyecek! Bu sayede sürekli ortada bir çocuk kalır ve oyun devam eder!

4/Pamuk Şeker Dağıtın!
Çocuklar pasta için sabırsızlandılar mı? O zaman sırada Pamuk Şeker var. Makinanızda kolayca hazırlayacağınız pamuk şekerler, en çok surat asan çocuğu bile güldürmeye yetecektir! Pamuk şeker makinesi satın almak için tıklayın.

5/Pasta Zamanı!
Vee gelelim asıl olaya! Hiçbir doğum günü pastasız olmaz. Bu noktada gelen davetli sayısına göre, daha az sayıda büyük pasta yerine daha çok sayıda ufak pastayı tercih edebilirsiniz. Bu sayede değişik tatta pastalar sunabilir ve pastanın beğenilmeme olasılığını düşürebilirsiniz. Pastanın yanına uygun atıştırmalıkları koymayı da unutmayın. Pasta takımları satın almak için tıklayın.

Kategoriler
Yaşam Stili

Her Toplumun Vazgeçilmezi: Barbekü Kültürü

Havaların ısınması, tüm mutfakseverleri barbekü keyfinde buluşmasını sağlıyor. Yılın tüm aylarında yaşanması mümkün olan, fakat ilkbahar-yaz aylarında daha çok kendini gösteren bu tutku, iyi yemek ve eğlence zevkini bir arada buluşturarak tüm aile ve arkadaşları masanın etrafına toplamayı başarıyor.

Barbekünün tarihini ve bizlere ulaşma sürecini anlamaya çalışalım biraz.

Izgarada ya da batılı bir anlatımla barbeküde pişirme yöntemi, yemek pişirmenin yanı sıra aynı zamanda da bir sosyalleşme aracıdır. Kökeni İngilizce bir terim olan “barbecue” batılı ülkelerde BBQ olarak kısaltılır. Tarihsel olarak incelediğimizde ise

insanlar tarafından uygulanan ilk pişirme yöntemlerinden biri olduğu kesindir. Ateşte pişirilen yemeklerin daha lezzetli ve muhafaza edilebilir olduğunu gören insanlar, bu yöntemi geliştirebilmek adına ilkel ocaklar inşa etmişlerdir. Günümüzde ise pişirme tekniğine ve lezzet aralığına göre teknolojik birçok barbekü bazlı araç bulmak mümkündür.

Barbekü modelleri üzerine derinlemesine bir inceleme yaparsak materyal ayrımı ile başlayabiliriz. En yaygın görünen ayrım demir ve çelik ızgara ayrımıdır. Çoğunlukla ekipmanlar gazlı veya kömür-odun ateşinde çalışmak üzere tasarlanmışlardır. Daha sabit ve geniş ızgaralı modeller ise merkezi gaz sistemleri ile çalışır.

Ekipmanlar kullanım kolaylığı ve tehlike arz etmemesi açısından terasa, bahçeye veya mümkünse yağmurda bile dışarıya kurulmalıdır. Kolaylıkla kapanabilen (katlanabilen) ve arabada taşınabilenler mükemmel bir piknik için ideal tamamlayıcılardır.

Barbekülerin büyük bir kısmında kömür kullanılır. Kömür ateşinin barbekü üzerinde eşsiz bir büyüsü olduğunu kaçınılmaz bir gerçek olarak kabul edebiliriz. Pratiklik açısından gaz ile çalışan barbekü kesinlikle en uygun çözümdür ama bizim düşüncemize göre eski usul közlenerek yapılan barbekünün yanında cazibesini kaybeder.

Tabii ki bu eski tip barbeküleri bir yerden diğer bir yere taşımak çok pratik değildir. Barbekü kömürü herhangi bir marketten satın alınabilir ve çeşitli büyüklükte torbaların içinde bulunur. Diğer yönden ekonomiktir ve oduna oranla barbekü ateşini yakmakta az tecrübesi olanların bile kolaylıkla kullanabileceği bir malzemedir. Odunun tek avantajı yalnızca klasik tat veren özelliğidir, bu da iyi bir ızgaranın gerçek katma değeridir. Ancak barbekünün lezzetini etkileyecek aromalı veya reçineli odun seçiminden kaçınılmalıdır.

Eğer odun veya kömür kullanırsanız ızgarayı yerleştirmeden odun veya kömürün alevi barbekü ateşi haline gelene kadar beklemeniz gerekir. Izgara ve köz arasındaki mesafeyi ayarlayarak ısı derecesini kontrol etmek mümkündür. Besinin yanmasını önlemek için et, balık veya sebzeleri sık sık ters yüz ederek barbeküyü kontrol etmek gerekir. Doğal olarak yağ, ısıyla erir ve odun veya kömürün üzerine damlayan yağ, alevin ortaya çıkmasını sağlar.

Etin lezzetini aromatik otların kaplamasını önlemek için önemli olan aşırıya kaçmadan aromatik otları kullanmaktır. Pişirme sırasında lezzeti arttırmak için karışık aromatik ot demetini (biberiye, kekik, adaçayı ve tipik Akdeniz aromaları gibi) kullanmanızı öneririz. Tuz ve karabiber sadece son aşamada yani barbeküden almadan önce veya masada servis yapmadan önce serpilmelidir.

Karaca, barbekü keyfinizde size eşlik edecek tüm malzemeleri size sunuyor!

 

Kategoriler
Yaşam Stili

Çay Çeşitleri: Ne Zaman, Hangi Çay?


Çay, kültürümüzün en ortak paydalarından biri. Her masa, her sohbet, her
muhabbet mutlaka ama mutlaka bir bardak çayla tatlanır, “Çay alır mıyız?”
sorusunun yanıtı hep “Alırız valla”dır.

Ama her şeyin olduğu gibi, çayın da bir ilmi var. Dünyada birçok çay cinsi var.
Herkesin kendine göre bir favorisi vardır elbet (benimki siyah çay!) ama hangi
çayı, günün hangi saatinde içmek daha yararlı sorusunun cevabını, uzmanlar
araştırmış. Ben de size aktarayım istedim.

Çay çeşitlerini ana hatlarıyla 5’e ayırabiliyoruz:

1/ Beyaz Çay
2/ Yeşil Çay
3/ Siyah Çay
4/ Oolong Çayı
5/ Pu-erh Çayı

Çayların tatları ve aromaları ise, oksitlenme oranlarına göre değişiyor. Bir çay ne
kadar az oksitlenmişse, tadı o kadar yumuşak, ne kadar çok oksitlenmişse de tadı
o kadar yoğun oluyor.

Bu 5 tip çayın da kendine özgü bir tadı ve yararları var. Peki hangi çayı, ne zaman
içeceğiz?

Güne başlamak için en mantıklı seçim Beyaz Çay gibi duruyor. Hafif ve mideyi
yormayan içimiyle, kahvaltıdan önce veya kahvaltı sırasında içerek, güne zinde
başlamanızda önemli bir detay haline gelebilir Beyaz Çay.

Size ufak da bir ip ucu: Güne başlamak için kahve ihtiyacı duyuyorsanız, bir
fincan kaliteli Beyaz Çay bu alışkanlığınızın yerini doldurabilir. Yüksek sıcaklıkta
demlenen Beyaz Çay, büyük miktarda kafein üretir. Kahveye daha sağlıklı bir
alternatif, ne dersiniz?

Öğleden önce ise sıra Yeşil Çay’a geliyor. Yeşil Çay’ın enerji yükseltici özelliği,
öğle yemeği öncesi çok işinize yarayacaktır. Bu sayede günün geri kalanı için
daha güçlü kalabilirsiniz. Yeşil Çay’ın tadı ise, demleme yöntemine ve ısısına göre
değişecektir, burada zevk de karar da sizin!

Öğle yemeğinde en akılcı tercih Siyah Çay. Bunun çok basit iki nedeni var:
Birincisi, öğle arası gideceğiniz cafe ve restoranlarda kolayca bulabilecek
olmanız. İkincisi ve daha önemlisi ise, yemekle birlikte giden en iyi çay çeşidi
olması. Öğle yemeğinin yanında içmek için, maceraya gerek yok bence de!

Öğleden sonra Pu-erh Çayı’nı bir deneyin derim. Baskın ve kendine özgü tadı
sizin için yepyeni bir tecrübe olabilir. Üstelik sindirime de yardımcı yapısı, öğle
yemeği sonrasında sizi en çok rahatlatacak çay seçeneği yapıyor kendisini.

Pu-erh’te az da olsa kafein de var. Kafein, günün geri kalanı için enerji sağlıyor,
ancak gece uykunuzu kaçırmayacak kadar da az bu miktar. Bu da Pu-erh’i (en
azından tadından hoşlananlar için) uygun bir tercih yapıyor.

Akşam vakti ise, Oolong Çayı’na geliyoruz. Oolong’un hem bedeni hem zihni
rahatlatıcı etkisi, onu akşam için bire bir yapıyor. Beyaz ve Yeşil Çaylar’ın aksine
Oolong’un uyandırıcı bir yan etkisi de yok. Yani yatmadan önce de, eve gelir
gelmez de gönül rahatlığıyla bir bardak veya fincan Oolong içebilirsiniz.

He tabii siz “çayın vakti olmaz” diyenlerdenseniz, ona da saygı duyarız. 

Hangi çayı hangi zamanda tercih ederseniz edin, Karaca’nın çay takımlarına göz
atmadan geçmeyin. Unutmayın tek başınıza da içseniz, yakınlarınızla da içseniz,
çay bir kültürdür ve bu kültüre uygun şekilde servis edilmelidir!