Kategoriler
Yaşam Stili

Teknolojik Beslenme Rehberi

Havalar ısınmaya başladı mı, hayatımıza dair önemli kararlar alma mevsimi geldi demektir. Özellikle de beslenme konusunda. Son zamanlarda tüm dünyada yükselişe geçen sağlıklı beslenme trendi, sonsuz D vitamini kaynağı güneş ışınlarının etkisini göstermesiyle birçoğumuzun öncelikleri arasına girdi. Yağ oranı düşük gıdalar tüketmek, doğal şekerle hazırlanan glutensiz tatlılara yönelmek ve vitamin dengesini sağlamak adına çeşitli smoothie tarifleri denemek, bu trendi takip edenlerin uyguladıkları yöntemlerden sadece birkaçı. Ancak ne kadar arzu etsek de, rutine girmiş hayatlarımızda köklü değişimler yapmamız göründüğü kadar kolay olmuyor. İşte, bu noktada akıllı telefonlarımıza indirebileceğimiz çeşitli uygulamalar imdadımıza yetişiyor ve sağlıklı beslenmeye dair ihtiyacımız olan tüm bilgilere ulaşmamızı sağlıyor.

1. Lose It

Sağlıklı beslenmek veya kilo vermek isteyenlerin ihtiyacı olan her şeyi bir arada sunan bir aplikasyon: Geniş besin kaynağı arşivi, etkileyici fitness yöntemleri, günlük yarışmalar, diğer üyeler ile etkileşim ortamı ve sağlıklı yemek tarifleri. Üstelik bu uygulama ile günde kaç kalori tükettiğinizi not ederek haftalık kilo takibi yapabilir, hatta günlük tüketmeniz gereken kalori oranını aştığınızda sizi uyarmasını isteyebilirsiniz.

2. Rise

Günlük tükettiğiniz besinler hakkında bir uzmanın yorumuna başvurmak istiyorsanız, Rise tam size göre. Özel üyelik sistemiyle hizmet veren aplikasyonda, her öğünde yediğiniz yemeğin resmini çekerek yükleyebilir ve gün sonunda size özel atanmış hayat koçu tarafından günlük geri dnüşler alabilirsiniz.

3. Food Labels Exposed

Markette alışveriş yaparken satın aldığınız ürünlerin üstündeki ibareleri anlamakta zorlanıyorsanız, hayatınızı kurtaracak bir aplikasyon. Meyveden sebzeye, konserve gıdalardan tatlılara aklınıza gelebilecek tüm gıdaların içeriklerine ve üzerlerinde belirtilen uyarılara dair bilgi içeren Food Labels Exposed adeta bir yemek ansiklopedisi.

4. Yummly

Yemek dünyasının Google versiyonu olarak bilinen Yummly sayesinde dünyanın önde gelen yemek sitelerinde aynı anda istediğiniz aramayı yapma şansına sahipsiniz. Food52, Epicurios, The Food Market gibi sitelerin sonsuz yemek tarifi arşivine ulaşabileceğiniz Yummy aracılığıyla sağlıklı yemeklere lezzetli dokunuşlar katacak önerilere erişmeniz mümkün.

5. Ratio

Belli bir tarife bağlı kalmak hoşunuza gitmiyor ve yemek hazırlarken deneysel olmak istiyorsanız, Ratio uygulamasıyla en doğru protein, karbonhidrat, şeker, tuz kombinasyonlarını ve daha fazlasını yaratabilirsiniz. Ratio: The Simple Codes Behind The Craft of Everyday Cooking kitabının yazarı Michael Ruhlman’ın imzasını taşıyan uygulama ile şaşırtıcı tarifler yaratın

Kategoriler
Yaşam Stili

Fantastik 3’lü

Sağlıklı yaşam felsefesinin giderek yayıldığı, araştırmaların son on yılda veganizmin yüzde 360 oranında arttığını gösterdiği ve birçoğumuzun kinoa, chia gibi besinleri günlük beslenme rutinine eklediği bugünlerde sürekli yepyeni besinlerle tanışıyoruz. Daha önce varlığını bile bilmediğimiz bu türler, sağlıklı yaşamın olmazsa olmaz parçaları olarak hayatımıza giriyor. Geçtiğimiz günlerde pazar araştırma kuruluşu Mintel’in yayınladığı 2017 Global Yemek ve İçecek Raporu’na göre sayıları da, gördükleri ilgi de hızla artıyor. Superfood olarak tanımlanan yeni nesil faydalı besinleri siz de bir sonraki alışveriş listenize eklemeye ne dersiniz?

-Maqui Berry

Maqui berry ismine alışsanız iyi olur, zira kendisi 2017’nin en popüler besinlerinden biri olmaya aday. Dünyanın en yüksek miktarda antioksidan içeren süper gıdalarından olan Maqui Berry, göz ve cilt sağlığına oldukça faydalı. Eğer metabolizmanız yavaş çalışıyor ve kilo vermekte zorlanıyorsanız kesinlikle bu meyvenin tadına bakmalısınız çünkü metabolizmayı hızlandırarak sağlıklı kilo vermeye de yardımcı oluyor. En mucizevi etkisine gelecek olursak; zaman hızla geçiyor ve her gün biraz daha yaşlanıyoruz, biliyoruz ancak Maqui meyvesi yiyenler daha geç yaşlanıyor çünkü meyve aynı zamanda hücre yenileme özelliğine sahip.

-Karpuz Çekirdeği

Yazın ferahlamak için sık sık tükettiğimiz karpuzu yerken çekirdeklerinden kurtulmak isteriz. Ancak artık çekirdeklerini biriktirmeye başlasanız iyi edersiniz. Uzmanlara göre karpuzun asıl yararı çekirdeğinde gizli. Bir bardak kurutulmuş karpuz çekirdeği günlük protein ihtiyacınızın yüzde 60’ını karşılayabiliyor. Antioksidan özelliği de bulunan karpuz çekirdeği en olumlu etkilerini saç ve cilt üzerinde gösteriyor. Çekirdekler, tamamen vücutla uyumlu protein ve yağlardan oluştuklarından kolayca emilerek saç telini ve cildi besliyorlar. Özellikle salatalarda kullanılması önerilen bu çekirdeklere isterseniz hazırladığınız smoothie tariflerinde de yer verebilirsiniz.

-Yosun

Dünyada bulunan en ilkel canlılardan olan yosunlar yüzyıllardır hem yiyecek hem de ilaç olarak tüketiliyorlar. Yosunların okyanustan aldıkları yüksek miktardaki mineraller insan sağlığı için oldukça yararlı. İçerdiği yoğun lif oranıyla yüksek enerji veren bu bitki, aynı zamanda sindirim sisteminin güçlenmesini sağlıyor. Son zamanlarda birçok restoranın menüsünde karşımıza çıkmasının yanında, detoks içeceklerinin de olmazsa olmazlarından. Vücutta bölgesel olarak kullanıldığında selülit giderici özelliği olduğu biliniyor. Cilt güzelliği için maske olarak uygulandığından ise muhtemelen zaten haberdarsınız.

Kategoriler
Yaşam Stili

Doğal, Dayanıklı ve Sağlıklı

null

Mutfakta kullandığınız pişirme gruplarını, yemek yaparken kullandığınız malzemeler kadar özenle seçiyor musunuz? Günümüzde marketten alışveriş yaparken, bir ürünü satın almadan önce birçok detayına dikkat ediyoruz. Organik olması, içerisindeki şeker oranı, kullanılan yağ türü, nerede üretildiği… Ancak yemek yaparken kullandığımız malzemelerin yanı sıra bu yemekleri ne tip bir pişirme grubu kullanarak hazırladığımız da önemli. Uzmanlar, besin içeriklerinin yanı sıra bazı pişirme gruplarının da vücutta toksin oluşumuna neden olduğunu belirtiyor. Özellikle asitli gıdalar, tava ya da tencerelerin yapımında kullanılan alüminyum, nikel ve kobalt gibi malzemelerden olumsuz olarak etkileniyor. Bu nedenle, pişirme grubu seçerken hangi malzemeyle üretildiğine göz atmakta fayda var. Yapılan araştırmalar, granit pişirme gruplarının en sağlıklı pişirme araçlarından olduğunu gösteriyor.

İnsanlık tarihinin başlangıcından beri kullanılan taş üzerinde pişirme; en doğal ve sağlıklı pişirme tekniklerinden biri olarak görülüyor. Volkanik bir taş olan granit, yüksek ısıya dayanıklı olduğu ve yemeklerin lezzetini artırdığı için bugün halen tercih ediliyor. Ayrıca diğer materyallere göre ısıyı daha fazla muhafaza ederek yemekleri daha uzun süre sıcak tutuyor. Granit üzerine birçok araştırmaya imza atan Karaca, bu özel malzemeyi çok özel bir pişirme grubuyla mutfaklarımıza sokuyor. Altı katlı bir granit kaplamayla hazırlanan BioGranit pişirme grubu, yapışmazlık performansının kalıcı bir şekilde bozulmaya uğramadan korunmasına yardımcı oluyor. Üstelik daha sağlıklı yemekler pişirmemizi sağlarken, bu özel kaplaması sayesinde bulaşık makinesinde rahatlıkla yıkanabiliyor ve metal gereçler ile yemek yapma olanağı da sağlıyor

Kategoriler
Yaşam Stili

Barcelona: Vizyonerlerin Şehri

null

[vc_row][vc_column][vc_column_text]Paris, Londra, New York, Berlin, Amsterdam, Roma…. Batı Medeniyetinin kültür ve sanat anlamında bugündeki seviyeye ulaşmasında bu şehirlerin hem ruhları hem de sakinlerinin hepsi çok büyük katkılar sağlamıştır elbet. Ancak konu görsellik ve özellikle de tasarım olunca, herkesin aklında bir yer gelecektir. İspanya’nın en renkli mücevheri Barcelona.

Barcelona’yı Eski Kıta’nın diğer kültür-sanat başkentlerinden farklı kılanın tam olarak ne olduğunu tarif etmek güç aslında. Ancak bu durum kesinlikle Barcelona’nın farklılığının ve etkisinin barizliğini azaltmıyor. Aksine bu farkı daha esrarengiz, hatta mistik bir anlamla zenginleştiriyor. Herkes bu şehrin “değişik”liğinin farkında ancak bu benzersizlik şehirle o kadar iç içe ki, meydanlarındaki heykellerin her birine, sokaktaki gitarcıların çaldığı notalara, kaldırım taşlarına o kadar sinmiş ki artık şehirden farklı düşünülemez bir olgu haline gelmiş.

Şehirde yarım saatini geçiren herkes, bu büyülü kentin Gaudi’yi, Miro’yu nasıl etkilediğini ve Picasso’nun kendini neden en fazla burada “evinde” hissettiğini anlamaya başlıyor zaten. Özellikle Gaudi ile son derece çalkantılı ama bir o kadar verimli bir ilişkisi olmuş Barcelona’nın, bu çok belli. Çünkü her sanatçı gibi Gaudi de şehrin tılsımından etkilenmiş ve eserleriyle o tılsımın daha da etkili çınlamasını sağlamış. Gaudi’nin Gaudi’liği içinde Barcelona’nın etkisi tartışılamaz. Aynı şey tam tersi için de geçerli. Şehirde Gaudi’nin veya onun etkilediği bir başka sanatçının imzasını görmeden 10 dakika bile geçiremiyorsunuz. Gaudi’yi tanıyanlar, bunun şehri nasıl bir renk ve hareketlilik kattığını gözünde canlandırıyordur, tanımayanları ise tanımaları için acilen Barcelona’yı görmelerini tavsiye ederiz ☺

Şehrin hem antik dokusu ise tarihine göre yeni sayılabilecek olan sürrealist katmanıyla o kadar kusursuzca çelişiyor ki, bu çelişki bir uyum hissiyatı yaratıyor. Öyle ki bilmeyen biri, Barcelona’yı Gaudi’nin hayallerinde canlandırdığı gerçek olmayan bir şehir olarak düşünebilir.

Şehrin kültür membası, en çok da sanatçıları kendine çekiyor haliyle. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce kreatif beyin, bu kaynaktan yararlanmak ve şehirin sunacağı sayısız ilham dalgasından yararlanmak için buraya akın ediyor. Bunlardan ikisi de Marco Palomeque ve Fran Aniorte olmuş.

İki tasarımcının, en vurucu eserlerini Barcelona havası ve ruhuyla çevrenlenmişken verdiklerini anlamaları çok da uzun sürmemiş. Karaca’nın uluslararası tasarım ekibinin de önemli parçalarından olan ikilinin çalışmaları, Barcelona’nın ılık rüzgarını içinde saklıyor.

Daha önce varlığından haberdar bile olmadığınız renkler, yıllar geçirilse de tam olarak öğrenilemeyecek zenginlikte bir kültür ve ezber bozan, algı yıkan bir tasarım anlayışı… Şehrin size vadettikleri. Ve bu vadedilenler, Barcelona’daki vizyonerler ve sanatçıların kendi ortamlarına kattıkları değer ve ilhamla her geçen gün artıyor.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_video link=”https://youtu.be/smo6k_6qowY”]

 

[/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_video link=”https://youtu.be/mmYJVnJHvis”][/vc_column][/vc_row]

Kategoriler
Genel Yaşam Stili

Geleneksel Bir Ritüel: Kahve

null

Türk Kahvesi deyip geçemezsin hiç bir zaman. Alelacele içilmez, kendine özgü bir tabağı yanında mutlaka lokumu veya çikolatası vardır. Suyuda yanında hiç eksik olmaz. Bayram tatlısı kadar yeri vardır bayramlarda. Özellikle kız istemeye gittiyseniz bu kadar telaşın içinde kıvamı tutturulmaya çalışılır. Tabii ki damadın kahvesine katılan bir parça tuzdan bahsetmiyoruz bile.

Bugün dünyada 70’e yakın ülke kendi kahvelerini üretmektedir. Ülkemiz ise iklim koşullarından dolayı bu ülkelerin arasında değildir. Türk kahvesi denilmesinin nedeni ise çekirdeğin kavruluşu, öğütülmesi, içeceğin hazırlanması ve sunulması Türklerin kendi damak zevlerine göre bir tat ve görünüm oluşturmasıdır.

18. Yüzyıla kadar “mırra” yani ibrikte uzun süre pişirme yöntemi dışında, dünyada tek geçerli olmuş kahve hazırlama yöntemi 16. yüzyılda İstanbul’da geliştirilmiş olan Türk kahvesi yöntemiydi.

Bunu ise 18. Yüzyılda filtre kahve izledi. Espresso adıyla adlandırılan İtalyan usulü kahve 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıktı. Hazır kahve ise birinci Dünya savaşı yıllarında gündeme gelmiştir.

Kategoriler
Yaşam Stili

Çay Nasıl Demlenir?

null

Çay demlemenin herkes tarafından onaylanmış tek bir yöntemi yoktur. Demlemedeki farklılık, çayın tadını da etkiler. Kullanılan malzemeler, süre, çayın saklanma koşulları her biri ayrı ayrı önemlidir. Kuru çayın kalitesinin bozulmaması için saklama koşullarının iyi olması, sıcak ve nemli bir ortamda bulundurulmaması gerekir. Güneş görmeyecek bir ortam olması önemlidir. Hava almayacak bir kapta, rutubetsiz bir yerde saklamak gerekir.

Çay demlerken kullanılan suyun temiz ve kaliteli olması çok önemlidir. Musluk suyu yerine içme suyu veya arıtılmış su daha iyi olacaktır. Aynı şekilde, bekletilmiş ya da kaynayıp soğumuş su, daha az oksijen barındırdığından çayın aromasını bozar.

Türlerine göre çay demleme tavsiyeleri;

Siyah Çay:

1. adım – Çayın aromasını en iyi şekilde yansıtması için ideali porselen demlik kullanmaktır.

2. adım – Genelde su kaynatılırken demliğin de üste konulması ve ısıyla beraber demliğin içindeki çayın aromasını yayması tavsiye edilir.

3. adım – Su kaynadıktan sonra 3-4 dakika bekletin ki su sakinleşsin ve ideal kıvama gelsin. Kaynayan suyla çay demlendiğinde çay haşlanır ve aromasını kaybeder.

4. adım – Kaynarken oksijen kaybına uğrayan suyu yüksek mesafeden hava ile temas etmesini sağlayarak tek bir noktadan dökün ki çayın haşlanmasını önleyin.

5. adım – Şimdi çaydanlığın altına yeniden su ekleyin ki altı için de taze su olsun!

6. adım – Ocağın altını kısıp yaklaşık 15-20 dakika demlenmesini bekleyin.

7. adım – Demlendikten sonra bir 5 dakika da ocağın altını kapatıp beklerseniz çay yaprakları dibine inmiş olur.

Yeşil Çay:

1. adım – Yeşil çayın demlenmesi için dökme demir, porselen, toprak ve cam demlikler tavsiye edilir. Dökme demir demlikler daha çok Japonya’da, toprak demlikler ise Çin’de yeşil çay hazırlamak için kullanılıyor. Her iki demliğin bir özelliği de kullandıkça verdiği tadın artması. Porselen demlikler dökme demir ve toprak kadar olmasa da güzel sonuçlar verir, çayın içerisindeki antioksidanları koruması sebebiyle çelik ve diğer metallerden kesinlikle daha iyidir. Cam demlik ise camın sağlığı kadar içinin görülmesinin verdiği keyifle tercih edilir.

2. adım – Yeşil çayı demlerken en sık yapılan hatalardan birisi kaynar su kullanmaktır. Su kaynadıktan sonra 2-3 dakika bekletmek doğru olacaktır.

3. adım – Ortalama ölçü her fincan için bir tatlı kaşığıdır. Sıcak suyu ekledikten sonra 1-2 dakika beklenmesi yeterlidir.

4. adım – Nane, limon yaprakları ve yasemin, yeşil çaya yakışan otlardır.

Beyaz Çay:

1. adım – Demlenmesi yeşil çaya benzer. Sert olmayan iyi suyla demlenmesi tavsiye edilir. Porselen demlik yine yeşil çaydaki gibi, diğerleri de tercih edilebilir.

2. adım – Ancak mutlak suretle kaynar kaynamaz kullanılmamalı ve suyunuz da saf su olmalıdır. Eğer elde ettiğiniz tat size yeterli gelmiyorsa daha güçlü bir lezzet elde etmek için, birkaç dakika daha uzun süre demleme yapılabilir.

3. adım – Demleme oranı ise servis edilecek fincan başına 2 çay kaşığı beyaz çaydır.

4. adım – Beyaz çay hafif aromalı ve yumuşak içimlidir, sade olarak tüketilebileceği gibi süt, limon ve şekerle de içebilirsiniz.